Sizi bilmiyorum;ama ben çok üşüyorum..Ne zaman da üşümemi bir kenara atsam,görüntü güzel olsun,soğuğa katlanayım desem hasta olurum,o yüzden kış aylarında görüntü telaşım olmuyor.. Çünkü kat kat giyinmek durumunda kalıyorum...
Öyle kat kat giyinirken de pek şık olamıyorum, şık olmayı kenara bıraktım şu koca ayaklarıma topuksuz,40 numara ayaklarımı 45 numara göstermeyecek bir çizme de bulamadım,çok sinirliyim o konuda..
Ayrıca giyinmek ve soyunmak bitmiyor, giyin giyin bitmiyor,soyun soyun bitmiyor. Resmen kamburum çıkıyor kış aylarında. Bir alışveriş merkezine arabasız gidin de görün, elinizde patlolar,kabanlar kollarım kopuyor.. Neden hiç bir alışveriş merkezinde vestiyer yok ?
Yazın sıcaklar gelince de bayılıyoruz;ama minicik güneş açınca nasıl mutlu oluyoruz değil mi!
Bugün evden çıktığım saatlerde bas bas yağmur yağacak,seller akacak uyarısı yapılıyordu;ama o kadar güzeldi ki hava sabah dayanamadım giydim spor ayakkabılarımı çıktım,ardından ayaklarım ıpılıslak oldu dememi bekliyorsunuz;ama olmadı!:D Tam eve gelirken durdu yağmur,sevindirdi beni...
Güneşi görünce hemen kanıp açan bahar dalları gibi oluyorum..
Bir tek ben özlemedim , hepiniz özlediniz güneşi ,itiraf edin...
Güneş açsa,sahilde bisiklete binsek,modada kahvaltı etsek... ahh ah...
Kendi hayallerimden sıyrılıp,sizi kendi hayallerinizle baş başa bırakıyorum..
J.
resim kaynak
kış etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kış etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2 Mart 2010 Salı
23 Ocak 2010 Cumartesi
Siz hiç ilkokulda pamuktan kar yaptınız mı?
Bütün gece uyuyamadım,en üst katta oturuyoruz,fırtınadan dolayı gece 2'ye doğru yatmama rağmen bir türlü tam uykuya dalamadım, odamın kapısının penceresi dahil zangır zangır titrediği için ve depremi yaşayan biri olarak "noluyo deprem mi? yok yok değil fırtına.. noluyo deprem mi yok yok fırtına..." şeklinde sabahı buldum..
Sabah kalktığımda çok güzel görünüyordu kar yağışı,bilmem niyeyse hep kar yağdığında çocuk gibi seviniyorum,okulum da tatil,tatil olcak bir durumum da yok artık...
Hatta önce biraz üzülsem de -tüm hafta sevgilim ve arkadaşlarım çalıştığı için bir yerlere gidebilmek için haftasonunu beklemek zorunda olduğumdan- kar yavaş yavaş örttükçe çam ağaçlarının dallarını ve tüm yolları çocuk gibi cam kenarında geçirdim tüm günü..
Sevgilim uzakta oturduğu için artık gelemedi, yaramazlık yapacak arkadaşlarım da gitti çevreden tek tek..
Kaldım tek başıma..
Sonra birden tüm sevincim boğazıma dizildi,önce her gün simit satan simitçi amcanın bugün bu fırtınada "siimiittt!" diye bağıran sesini duyduğumda.. Sonra evsiz, evi olsa da ısıtacak paraya sahip olmayan insanları düşündüğümde, sonra sokaktaki kedişleri köpüşleri gördüğümde, ardından da akşam vakitlerine doğru E.'nin profilinde şu cümleyi gördüğümde "tekel işçilerini düşününce vazgeçtim karı sevmekten , utandım."
Tüm günü çocuklar gibi ağzımı pencereye dayayarak,sevgilimle konuşarak geçirdim,sonra anımsadım sanırım neden sevdiğimi kar yağışını,tüm boğazımda düğümlenenlere rağmen gözümü sokaktan alamadığımı..
"Siz hiç ilkokulda resim defterinize pamuktan kar yaptınız mı?"
J.
Görsel:kaynak
dedi
JuVeNiL
zaman:
20:41
Etiketler:
çocukluk,
kar yağışı,
kış
12 Ağustos 2009 Çarşamba
Yaz..Kış..





Ben yaz çocuğuyum; ama yazın kavuran sıcaklarından çok rahatsız oluyorum..Hiç bir yere gitmek istemiyorum..Kış olunca yazı özlememin sebebi, kat kat giyinmeyecek olmam, yaz akşamlarında kafelerin dışarı taşınması, güneş'i gördüğümüz zaman daha pozitif olmamızı sağlayan vücut hormonlarını salgılanması;ama bu tüm dediklerim için bahar en keyiflisi..Ben gece üstüme bir şey örtmezsem uyuyamıyorum,dolayısı ile yazın uyumam için anca sızmam gerekiyor..
Kış ne güzel! Kışın en sevdiğin olayı,atkı!:D Bir de evde yorganın altına girip film seyretmek.. Yorganın altına girip film seyretmek ne güzel keyiftir.. En sevdiğim şeydir..
Bunları yazıyorum,ben de henüz tatil yapamadım;ama kışı özledim.. Şu iki resme bakın ikisinin de ayrı huzuru var.. Kar, bana çok huzur veriyor, keşke böyle dağ evimiz olsa, ateş yaksak , ohh otursak mis.. ( artık bütün gece ayı mı gelcek,çakal mı gelcek , o ses ney,yoksa fare mi geldi diye uyuyamam ben kendimi biliyorum) Olsun hayal kurmak zevkli şey..
Şimdi bir de şöyle bir olay var, ben tatile gittiğimde de sakin yerleri tercih etme taraftarıyım; çünkü takılıyorum ben birşeylere, bır bır kendi haline bırakılmış çocuklara, böhöhööyyy hoşşş havuza atlayan ergenlere , sonra çocuğuyla ilgilenmeyen anne babalara, duruyorum, sanki çocuk benim çocugum bak işine ne bakıyorsun, "çocuk havuza düşcek, bak düşüyo allaah! "lem sana nee sür kremini yat.. Bu da değil,o bitiyor .. Etraf inceleniyor.." Şuna bak,sanki akşam bir yere iniyor, makyaj yapıp sahile mi inilir, takmış takıştırmış, topuklu ayakkabı da giyseydin, o ne biçim bikini, o ne biçim mayo" Benim "sana ne!" kısmım çalışmıyor.. Ayrıca niye bu kadar eleştirmenlik.. Bir de erkeklerin slip mayosu.. Lütfen giymeyin erkekler slip mayo...
O da bitiyor yabancıları seyire başlıyorum, "nereli ki bunlar acaba, bak nasıl rahatlar, bak hepsi kitap okuyor, bizim gibi değiller,bizimkiler anca cep telefonuyla mesaj atsın bıt bıt bıt"..
Sonu yok..:) O yüzden tatilde kafam rahat etmiyor,daha çok yoruluyor... Bir de yüzme derdim var benim.. Evet,evet.. Ben 10 yaşımda kursa gidiyordum,bıçı bıçı yüzmeye başladım, bir gün orta kulvarda gidiyordum bir korku geldi,hocam dedim gelin..Ne gidebiliyorum ne bişey.. Dedi dön gel.. Dönemiyorum.. Kulvarlara tutun gel .. O gelmedi yanıma o gün pis hoca.. Şimdi ayağımın basmadığı yere gidemiyorum..Bundan nefret ediyorum herkes alıyo başını gidiyor,ben küvet gibi kullanıyorum denizi.. Bu sorunu halledicem inşallah.. Öyle umut ediyorum..
Sevgiler,J...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



