çocukluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çocukluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
5 Şubat 2011 Cumartesi
"bu araba uçar mı baba?"
Bir çocuğun hayal dünyasını ne kadar serbest bırakırsanız, ne kadar yıkmazsanız, ne kadar hoş tutarsanız, o çocuk büyüyünce mutlu olmayı, o içinde öldürmediğiniz çocukluğuyla bulur bence..
Bir büyük çocuğun, küçüklük notu benden size:
"Küçüktüm, babamla arabada giderken, babama sordum : camdan kolumu böööyle uzatsam, bu araba uçar mı baba?
- burda babanın verdiği cevabı okumadan bir sn düşünmenizi istiyorum, siz ne cevap verirdiniz diye...-
baba:"ben de kolumu bu taraftan çıkarırsam uçar!"..."
Sevgiler..
J.
9 Ağustos 2010 Pazartesi
Dipnot
*Efendim, malumunuz yaz, hele ki güneşin rahatsız edici ışınlarından korunmak için güneş gözlüğü takmayı tercih ediyoruz;fakat gözlüklerini patex,japon yapıştırıcı ya da buna benzer şeylerle gözüne yapıştıranlar var sanırım aramızda, ki, iki laf edeceksiniz,bir şey soracaksınız,bir şey konuşacaksınız,zahmet edip o gözlükleri bir çıkarmıyorlar gözlerinden.
Benle mi konuşuyor,sallamıyor mu,alay mı ediyor,başka yere mi bakıyor,noluyor anlamak mümkün değil, biz insanlar olarak -tabii ki ruh sağlığı yerinde olan,özgüvenli insanlar olarak- göz teması kurarak konuşmayı tercih ediyoruz.Lütfen,zahmet olacak, bir insanla konuştuğunuzda gözlüklerinizi çıkarıverin 2 dakika..


Benle mi konuşuyor,sallamıyor mu,alay mı ediyor,başka yere mi bakıyor,noluyor anlamak mümkün değil, biz insanlar olarak -tabii ki ruh sağlığı yerinde olan,özgüvenli insanlar olarak- göz teması kurarak konuşmayı tercih ediyoruz.Lütfen,zahmet olacak, bir insanla konuştuğunuzda gözlüklerinizi çıkarıverin 2 dakika..
Biliyorum kendinizi o muhteşem güneş gözlüklerinizin arkasında çok karizmatik hissediyorsunuz - aksi bir açıklama düşünemiyorum,alışveriş merkezlerinde hatta kapalı havalarda bile gözlüklerinizi takıyor olmanızın sebebi sanırım bu- , rica ediyorum, sosyal münasebetlerde gözlüklerinizi çıkarıverin..
*Şimdi ki haberlerim, genç arkadaşlar ve minik arkadaşlarım için,tabii ki onlar tek başlarına gidemeyeceği için veliler için de aynı zamanda!(bir cümlede 3 adet "için")
Santralistanbulda ,4-12 yaş çocuklar için küçük aşçılar,küçük arkeologlar adı altında çeşitli etkinlikler sunuluyor. bu yaz sıcaklarında çocukları havuza,yaz okuluna göndermenin dışında, kendi potansiyellerini oyun içinde farketmelerini sağlayacak güzel bir etkinlik olacağını düşünüyorum.

Açıkçası yaş sınırlamasını görmeden önce arkeoloji etkinliğine ben de katılmak istedim, sonra yaş sınırlamasını görünce boynum büküldü, dur dedim,bari bloga koyayımda belki çocuklarının boynu bükük kalmasını istemeyen veliler bu etkinlikleri tercih ederler.

Bu fotoğrafların sadece betimlemek amacıyla koyduğumu belirtmeme gerek yok sanırım, ayrıca etkinlikler bunlarla sınırlı değil,ayrıntılı bilgiyi yukarıda verdiğim santalistanbul linkinden alabilirsiniz. Fiyatları biraz pahalı kabul! Yine de bir göz atın bence..
Santralatölye'de gençlere uygun etkinlikler de var, onu da yazmadan geçmeyeyim bari, 9-12 yaş gruplarına uygun , video ,fotoğraf ve illüstrasyon atölyeleri, 13-16 yaş için de video ve 3 boyutlu tasarım atölyeleri mevcut.
Sevgiler..
J.
23 Nisan 2010 Cuma
Sevinin küçükler, "ÖVÜNÜN" büyükler!
Bugün "onların" günü..
Ata, geleceğin temsilcilerine armağan etti bugünü,boşuna da etmedi, ülkenin geleceğini, ülkenin geleceğinin belli olduğu yerin-TBMM- açıldığı günü armağan etti onlara,bir zamanlar çocuk olan hepimize.
Ülkenin geleceğini,ülkenin geleceğine bıraktı..
Kimlerin günü mü bugün, daha ilköğretim sıralarında 100 kişinin tacizine uğrayan ve bunları yapanların isimlerini "sır" kabul olduğu, 2 küçük kız kadar, en az şaşalı okullarda dizinin tepesinde etekle okula gidip gelenler "kadın" oldum sanan küçük kızların günü bugün,
okuluna 1-2 km ötedeki evine yol olmadığı için gidemeyip, yatılı kalan sonra ne olduğu bilinmeden günler sonra ölü bulunan "Umut" kadar, tüm derdi yeni bir playstation, yeni bir oyuncak olan şımartılmış şehir oğlanların günü bugün,
Başına bir şey gelir diye camdan bakarak yan apartmana gönderdiği , kapatılmayan foseptik çukurunun içine gözleri önünde düşen ve ölen Yeliz Keçeci'nin kızı Aslı'nın günü bugün..
Tüm bunların ardında, çocukken öğrendiğim şarkı geliyor aklıma,
"Sevinin küçükler, ÖVÜNÜN büyükler! 23 Nisan kut-lu ol-sun!"
J.
Kaynak: Çok sevdiğim,sıklıkla bahsettiğim ve hep bahsedeceğim zeynepinyeri
Ata, geleceğin temsilcilerine armağan etti bugünü,boşuna da etmedi, ülkenin geleceğini, ülkenin geleceğinin belli olduğu yerin-TBMM- açıldığı günü armağan etti onlara,bir zamanlar çocuk olan hepimize.
Ülkenin geleceğini,ülkenin geleceğine bıraktı..
Kimlerin günü mü bugün, daha ilköğretim sıralarında 100 kişinin tacizine uğrayan ve bunları yapanların isimlerini "sır" kabul olduğu, 2 küçük kız kadar, en az şaşalı okullarda dizinin tepesinde etekle okula gidip gelenler "kadın" oldum sanan küçük kızların günü bugün,
okuluna 1-2 km ötedeki evine yol olmadığı için gidemeyip, yatılı kalan sonra ne olduğu bilinmeden günler sonra ölü bulunan "Umut" kadar, tüm derdi yeni bir playstation, yeni bir oyuncak olan şımartılmış şehir oğlanların günü bugün,
Başına bir şey gelir diye camdan bakarak yan apartmana gönderdiği , kapatılmayan foseptik çukurunun içine gözleri önünde düşen ve ölen Yeliz Keçeci'nin kızı Aslı'nın günü bugün..
Tüm bunların ardında, çocukken öğrendiğim şarkı geliyor aklıma,
"Sevinin küçükler, ÖVÜNÜN büyükler! 23 Nisan kut-lu ol-sun!"
J.
Kaynak: Çok sevdiğim,sıklıkla bahsettiğim ve hep bahsedeceğim zeynepinyeri
26 Ocak 2010 Salı
Annem babam sanki hiç çocuk olmadı...
Size de öyle geliyor mu bilmem,sanki annem babam hep böyleydiler,hiç bebek olmadılar,hiç çocuklukları yoktu..
Hep büyüktüler,böyle geldiler dünyaya..
Bu resimler annemin bebekliğine,çocukluğuna ait, o bilmiş mavi gözlerin bakışı hiç değişmedi,o gün neyse bugün de o..
Aile hikayeleri çok değişiktir,hele annemin tarafını yazsak sanıyorum 10 ciltlik bir ansiklopediye yakın hikaye çıkabilir,böyle ilginç hikayelere sahip aileler bir değişik oluyor,hikayeleri yıllar sonra dinlemek zevkli olsa da,o an yaşananlar eminim çok zor geliyordur.
İyi,kötü,komik,saf,eğlenceli bir ton hikaye..
Annemin babaannesi göremeyeceğini düşünüp anneme çocukken gelinlik giydirip resim çektirmiş:)
Ama gördü,hatta torunlarını bile gördü..
Çok eğlenceli bir kadındı.. Hiç oturmazdı,hiç yorulmak bilmezdi,ben 80 üstü zamanlarına rast geldiysem de, düşüp kalçasını kırdığı zaman dışında hiç oturduğunu hatırlamıyorum..
Zaman akıp gidiyor,ardımızda kıvrıla büküle kalan resimler..
Benim de eskiyecek böyle resimlerim,benim de çocuğum hiç ben çocuk olmamışım gibi hissedecek..
Seroşun minik kızı J.
23 Ocak 2010 Cumartesi
Siz hiç ilkokulda pamuktan kar yaptınız mı?
Bütün gece uyuyamadım,en üst katta oturuyoruz,fırtınadan dolayı gece 2'ye doğru yatmama rağmen bir türlü tam uykuya dalamadım, odamın kapısının penceresi dahil zangır zangır titrediği için ve depremi yaşayan biri olarak "noluyo deprem mi? yok yok değil fırtına.. noluyo deprem mi yok yok fırtına..." şeklinde sabahı buldum..
Sabah kalktığımda çok güzel görünüyordu kar yağışı,bilmem niyeyse hep kar yağdığında çocuk gibi seviniyorum,okulum da tatil,tatil olcak bir durumum da yok artık...
Hatta önce biraz üzülsem de -tüm hafta sevgilim ve arkadaşlarım çalıştığı için bir yerlere gidebilmek için haftasonunu beklemek zorunda olduğumdan- kar yavaş yavaş örttükçe çam ağaçlarının dallarını ve tüm yolları çocuk gibi cam kenarında geçirdim tüm günü..
Sevgilim uzakta oturduğu için artık gelemedi, yaramazlık yapacak arkadaşlarım da gitti çevreden tek tek..
Kaldım tek başıma..
Sonra birden tüm sevincim boğazıma dizildi,önce her gün simit satan simitçi amcanın bugün bu fırtınada "siimiittt!" diye bağıran sesini duyduğumda.. Sonra evsiz, evi olsa da ısıtacak paraya sahip olmayan insanları düşündüğümde, sonra sokaktaki kedişleri köpüşleri gördüğümde, ardından da akşam vakitlerine doğru E.'nin profilinde şu cümleyi gördüğümde "tekel işçilerini düşününce vazgeçtim karı sevmekten , utandım."
Tüm günü çocuklar gibi ağzımı pencereye dayayarak,sevgilimle konuşarak geçirdim,sonra anımsadım sanırım neden sevdiğimi kar yağışını,tüm boğazımda düğümlenenlere rağmen gözümü sokaktan alamadığımı..
"Siz hiç ilkokulda resim defterinize pamuktan kar yaptınız mı?"
J.
Görsel:kaynak
dedi
JuVeNiL
zaman:
20:41
Etiketler:
çocukluk,
kar yağışı,
kış
3 Aralık 2009 Perşembe
Çocuk olmak..
Az önce tv'de haberler açık, elimde uykusuz,penguen okuyup, bir yandan da vıııırrııııııı vırıııı vırııı vırııı vırıııı vırınıııı edalarıyla aşk-ı memnu başlasın da güleyim biraz diye oturuyordum..
Aklıma blogumda yazacak güzel bir şey gelmişti,dur dedim not alim,ben not alana kadar bir haber başladı show haberde.. Muş'ta 12 yaşında.. Buraya dikkat 12 yaşında bir çocuk , "7 kardeşime bakıyorum 5 yaşımdan beri "dedi.. 5 yaşından beri,köy düğünlerinde şarkı söyleyerek para kazanıyormuş,babası fransaya gitmiş 3 sene önce daha da geri dönmemiş, yerleri süpürüyor el gırgırı ile,bulaşıkları yıkıyor,kardeşlerinin saçlarını tarayıp topluyor," okula da gidiyorum onlara da bakıyorum;ama bu kadar kişiye bakmak çok zor,hepsinin sorumluluğu benim üstümde" diyor.. bunları derken kendime bakıyorum, şu yaşımda kendi kendime bakabildim 3-4 sene var,26 yaşımdayım ve hala ailemden destek alıyorum.
O'nun yaşanmışlıklarına baktım,omuzlarındaki yüke..
O kadar buruldum ki..Bugün defne'nin annesi de başka bir blogta yazan ,şizofren annenin öldürdüğü yağmur'la ilgili yazılan bir yazının sonunda kendi hissiyatlarını belirtmişti.. Bilmiyordum ,duymamıştım, pek haber seyretmiyorum,Nilo'mun tavsiyesi.. Kafama çok taktığım için,çok fazla haber seyretmiyorum artık..
Yağmur'la ilgili haberi taradım hemen..
Keşke taramasaydıım dedim..
Çocukluk hakkını çocukların yaşaması,onları bu dünyaya sormadan getiren ebeveynlerin onlara çocukluklarını yaşatması ,yaşatamayacaklarsa doğurmamalarının gerekliliği..
En çok istediğim şey şu hayatta,"doğum kontrolünü" sağlayabilmek için gerekirse köy köy dolaşacağım bir proje.. Bunu gerçekten çok istiyorum..
Geçen gün bir dilenci,elinde masmavi gözlü,güzeller güzeli bir bebek.. "Bana birşeyler alır mısın" dedi.."Alamam" dedim;"ama istersen doğum kontrol hapı alabilirim eczane hemen şurda"..
Gitti yanımdan..
Ben de inşallah bakamayacağın başka çocuk doğurmazsın diye geçirdim içimden..
J.
Aklıma blogumda yazacak güzel bir şey gelmişti,dur dedim not alim,ben not alana kadar bir haber başladı show haberde.. Muş'ta 12 yaşında.. Buraya dikkat 12 yaşında bir çocuk , "7 kardeşime bakıyorum 5 yaşımdan beri "dedi.. 5 yaşından beri,köy düğünlerinde şarkı söyleyerek para kazanıyormuş,babası fransaya gitmiş 3 sene önce daha da geri dönmemiş, yerleri süpürüyor el gırgırı ile,bulaşıkları yıkıyor,kardeşlerinin saçlarını tarayıp topluyor," okula da gidiyorum onlara da bakıyorum;ama bu kadar kişiye bakmak çok zor,hepsinin sorumluluğu benim üstümde" diyor.. bunları derken kendime bakıyorum, şu yaşımda kendi kendime bakabildim 3-4 sene var,26 yaşımdayım ve hala ailemden destek alıyorum.
O'nun yaşanmışlıklarına baktım,omuzlarındaki yüke..
O kadar buruldum ki..Bugün defne'nin annesi de başka bir blogta yazan ,şizofren annenin öldürdüğü yağmur'la ilgili yazılan bir yazının sonunda kendi hissiyatlarını belirtmişti.. Bilmiyordum ,duymamıştım, pek haber seyretmiyorum,Nilo'mun tavsiyesi.. Kafama çok taktığım için,çok fazla haber seyretmiyorum artık..
Yağmur'la ilgili haberi taradım hemen..
Keşke taramasaydıım dedim..
Çocukluk hakkını çocukların yaşaması,onları bu dünyaya sormadan getiren ebeveynlerin onlara çocukluklarını yaşatması ,yaşatamayacaklarsa doğurmamalarının gerekliliği..
En çok istediğim şey şu hayatta,"doğum kontrolünü" sağlayabilmek için gerekirse köy köy dolaşacağım bir proje.. Bunu gerçekten çok istiyorum..
Geçen gün bir dilenci,elinde masmavi gözlü,güzeller güzeli bir bebek.. "Bana birşeyler alır mısın" dedi.."Alamam" dedim;"ama istersen doğum kontrol hapı alabilirim eczane hemen şurda"..
Gitti yanımdan..
Ben de inşallah bakamayacağın başka çocuk doğurmazsın diye geçirdim içimden..
J.
14 Eylül 2009 Pazartesi
Okullar başlıyor!


Bugün ilkokul 1.sınıfa başlayacak öğrenciler uyum sağlasın diye erkenden okullarına gitmeye başladılar.. Bugün radyoda dinliyordum, "ne olacaksın" sorusuna "bilmem", okulu beğendin mi diye sorduklarında "eh işte" diye cevap veren çocukları duydum.
Kendi çocukluğum geldi aklıma,okula ilk başladığım gün.. Annem çok dikkatli olduğu için ve bu dikkati biraz fazla olduğu için benim sokağın dışında oynamam yasaktı , okula gittiğimde annemin gözetimi dışında bir yerde tek başıma olduğum için çok mutluydum, ağlayan çocukları anlamıyordum "niye ağlıyorlar ki, ne güzel işte " diye düşünüyordum.
Şimdi ki çocuklar gibi bilgisayar zamanı çocukları değildik bir de, en güzel yere iz bırakan taşları seçerdik,yerden tüm yaz seksek çizgileri eksik olmazdı, ara sıra arka sokağa kaçtığımda annem nasıl olur da o araya denk getirir beni çağırmayı hemen bağırırdı,bütün mahalle tanıyordu beni zaten,hoş o zaman kim kimin çocuğu,nesi bilinirdi,şimdi ki gibi karşı apartmanda teröristler oturup da bir gün tvlerde "anaaam,bizim apartmanın karşısı bomba doluymuş leeen" denen günler değildi,herkes etrafından bir haber yaşamıyordu..
Şimdi ki çocuklar şanslı mı,değil mi bazen seçemiyorm.Benim çok fazla çocukluk resmim yok,işte herkes kadar;ama şimdi ki çocukların kare kare resimleri var ne güzel..
Ama benim çocukluğumda annem ne kadar tedirgin olsa da şimdi ki kadar güvenliksiz değildi etraf.. Parka gitmenin, bahçeden dut toplayıp yemenin, aşağıya annelerden kilim alıp inip evcilik oynamanın,evcilik oynarken yaprak ve kumdan dolma yapıp yermiş gibi yapmanın zevki başkaydı.. Umarım şimdi ki çocuklar da kendilerine bizim ki kadar da olsa anlatacak,zevk bulacak şeyler biriktirirler anılarında..
Sevgilerle..J.

Kendi çocukluğum geldi aklıma,okula ilk başladığım gün.. Annem çok dikkatli olduğu için ve bu dikkati biraz fazla olduğu için benim sokağın dışında oynamam yasaktı , okula gittiğimde annemin gözetimi dışında bir yerde tek başıma olduğum için çok mutluydum, ağlayan çocukları anlamıyordum "niye ağlıyorlar ki, ne güzel işte " diye düşünüyordum.
Şimdi ki çocuklar gibi bilgisayar zamanı çocukları değildik bir de, en güzel yere iz bırakan taşları seçerdik,yerden tüm yaz seksek çizgileri eksik olmazdı, ara sıra arka sokağa kaçtığımda annem nasıl olur da o araya denk getirir beni çağırmayı hemen bağırırdı,bütün mahalle tanıyordu beni zaten,hoş o zaman kim kimin çocuğu,nesi bilinirdi,şimdi ki gibi karşı apartmanda teröristler oturup da bir gün tvlerde "anaaam,bizim apartmanın karşısı bomba doluymuş leeen" denen günler değildi,herkes etrafından bir haber yaşamıyordu..
Şimdi ki çocuklar şanslı mı,değil mi bazen seçemiyorm.Benim çok fazla çocukluk resmim yok,işte herkes kadar;ama şimdi ki çocukların kare kare resimleri var ne güzel..
Ama benim çocukluğumda annem ne kadar tedirgin olsa da şimdi ki kadar güvenliksiz değildi etraf.. Parka gitmenin, bahçeden dut toplayıp yemenin, aşağıya annelerden kilim alıp inip evcilik oynamanın,evcilik oynarken yaprak ve kumdan dolma yapıp yermiş gibi yapmanın zevki başkaydı.. Umarım şimdi ki çocuklar da kendilerine bizim ki kadar da olsa anlatacak,zevk bulacak şeyler biriktirirler anılarında..
Sevgilerle..J.
Çok güzel bir reklam:)


Master card reklamlarını seviyorum;ama hiç bir reklamı herhalde tekrar tekrar seyretmek için beklemedim.. Bu reklam çok güzel.. Okul reklamı,sloganı süper .. çantanın fiyatını filan veriyorlar en sonunda "kankalarla buluşmanın bedeli:paha biçilemez" .. o dansları yok mu o dansları..
Sadece bana mı öyle geliyor bilemiyorum ;ama bana how i met your mother'ın barney, ted ve marshall'ının küçüklük hallerini anımsatıyor bu reklam.. olsa olsa 3 ü böyledir küçükken:)
Türkçesini bulamadım;ama ingilizcesi için;tık!
Sevgiler J.
4 Eylül 2009 Cuma
Alt beyin,üst beyin... :)

Efendim çocukluk çok enteresan bir şey ve çocukken meraklı olduğunuz için anneniz babanız size açıklama yapıp çok kurcalama dediği konuları daha çok kurcalamak,incelemek,keşfetmek isterseniz.. Bizim ev serbest düşünce bölgesi, her zaman şöyle denir,"aç kitapları onu bunu oku, neye inanmak istiyorsan ona inan,öyle düşün, kimsenin demesiyle bir şeye yönelme"..
Çocukken öyle olmuyor işte, annem cin,hayalet bir şey yoktur yavrucuuuum , kafanı öyle şeylere bulama derdi, oldukça dindar komşularımız vardı, onların benle yaşıt çocuklarıyla konuşurduk, anlatırlardı "bir gece salonda yatıyordum,tam yatmıştım bir döndüm, ayakları ters bir yaşlı dedi bana bıdı bıdı dedi, ben de okudum geçti gitti gelemedi" .. heeeeehhhhh... ohhhh.. suyundan da koy! ben bilmiyorum o okuduklarını.. Allah'ım diyorum yok böyle birşey bak annem söylüyor,ben niye görmedim diyor, psikolojik diyor, beynini neye inandırırsan öyle eğitirsin saçmalama diyor.. Kışın rahatım,napıyorum.. Çekiyorum yorganı tepeme.. Hayalet gelirse , yorganımı kapatcam her yerden görmeyeceğim,suratımı da (hala duvar tarafına dönerek uyurum) dönüyorum duvara uyuyorum..Ama yaz geliyor.. Pike yeterli koruma gücünde değil.. Ben ne yapıyordum peki.. Sabaha kadar oturuyorum bu böyle sürdü oldukça uzun süre..Çaktırmamaya da çalışıyorum.. İşte bilimsel düşünce,okumak, bazı şeylerin farkına varmak ve beyni eğitmek sonunda insan "len ne salaksın" diyor kendine ..
Peki başıma gelen komik bir şey anlatayım.. Abim kaptan, genelde sürpriz yapar eve geldiğinde,bir gün ben gene kamufle olmuş yatarken, abim gelmiş eve, beni uyandırcak, ben o an hayalet geldi sanıp "heeeeeh geldi yorganı açmaya çalışıyor,yer miyim yeeemmeeeem" bir abandım yorgana, uyku sersemi , açamadı yorganı abim :D:D:D:D sonra sesleri duyup,beynim normale dönünce anladım heee gelen hayalet bizim captain cousteau:D:D
İşte çocukluk dönemi böyle bir şey altbeyni etkiliyor , uzun süre ne kadar siz başka türlüsünü de anlatsanız ömür boyu etkilenecek olaylar oluşuyor..
JuVe'den kısa bir çocukluk öyküsü..
Sevgiler J.:)
dedi
JuVeNiL
zaman:
11:30
Etiketler:
çocukluk,
JuVe Olay Yeri
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






