gerilim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gerilim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
12 Şubat 2010 Cuma
"An American Crime"
Geçen gün seyrettiğim gerilim filmi "Orphan" ı anlattığım yazının üzerine, thespoilsport blogunun sahibi,yakın arkadaşım O'nun tavsiyesi üzerine "An American Crime" ı seyrettim hemen..
Film 2007 yapımı, konusu gerçek, anlatılan olay 1965 senesinde geçiyor.Filmde geçen mahkeme diyalogları gerçeğin aynısı imiş.
Olay 2 çocuğunu yaptıkları gezici lunapark işi dolayısıyla beraber götüremeyeceklerinden dolayı, hiç tanımadıkları 5 çocuk sahibi bir kadına emanet eden bir anne -babanın çocuklarının bu evde başına gelenlerle ilgili.
Film hakkında ne anlatsam film içeriğiyle ilgili bilgi vermiş olacağım;ama şunu anlayamadım,hangi dönemde olursak olalım ben kedimi köpeğimi emanet edecek olsam 40 kere düşünürken,hiç tanımadığı birine çocuk nasıl emanet eder bir ebeveyn? Bu şimdi de böyle,1980 lerde de böyleydi, 1800lerde de.. 1000 li yıllarda da..
Çünkü kötülük bu dünya meydana geldiğinden beri var yeryüzünde..
Sürü psikolojisi,psikolojisi bozuk bir insanın etrafındaki insanları nasıl etkilediği ile ilgili net bir film.
Bazı sahnelerde "olamaz artık bu kadarı!!" diye çırpındım...
Okuduğum eleştirilerde çoğu insanın filmi bir kaç defa durdurarak seyrettiğini okudum..
Bu tarz geçek olaylarla ilgili seri katil,antropoloji ve patoloji incelemeleri okuduğum için daha kötülerini okudum,zihnimden geçirdim,film sadece zihnimdekilerin bir kısmının gerçeğe dönüşmesini sağladı.
Öyle bir hal aldık ki, yan tarafta komşuyu kesseler "amaaan bana ne" durumuna geldik,kulaklarımızı tıkayıp,olmuyormuş gibi davranmanın sonuçlarını görüyoruz filmde..
Filmi seyrettikten sonra internette biraz araştırma yaptığımda, filmin gerçekte olanların çok az bir kısmını yansıttığını okudum.. Dahası da vardı yani.. Sonra gerçekte olayı yaşayanların resimlerine baktım...
Bazen film,kitap diye geçtiğimiz şeyleri "abartı" deyip bir kenara koyuyoruz;ama bu öyle değildi işte..
Seyrettiklerimizden,okuduklarımızdan iyice paranoyaklaştığımız bu zamanda filmi seyredip seyretmemekte iki kere düşünün derim,bu filmi seyrederken annemin her zaman söylediği bir laf geldi aklıma ;
"seni ve kendimi sadece aklıma gelebilecek kötülüklerden koruyabilirim;ama aklı kötü olanın aklına sahip değilim"..
J.
dedi
JuVeNiL
zaman:
10:05
Etiketler:
film,
gerilim,
JuVe Olay Yeri
3 Şubat 2010 Çarşamba
"Orphan"
Beni böyle "geren" bir film seyretmedim sevgili okuyucu, bak demiyorum ki "korktum".. Ge-Ril-Dim!
Filmin fragmanı,görseli bana içine bir şey kaçmış bir çocuk hikayesi diye düşündürdü,bunu düşünmemin sebebi de sanırım film vizyona girmeden kısa bir süre önce "orphanato" isimli yarı gerçek yarı doğaüstü olayların meydana getirdiği filmi seyretmiş olmamdır.
Bu film sizi doğaüstü olaylarla değil, sinir bozucu- hatta öyle sinir bozucu ki dişlerimi sıkmaktan çenem ağrıdı- bir karakter karşısında -en kötüsü bu karakterin "çocuk" olması ve sizin o çocuğu yanınızda olsa bir kaşık suda boğacak olmanızdır- geriiim gerim gerilmeniz.
Filmin başında klasik "ayna" korkutmacasını görünce "amaaaan üff gene mi" dedim;ama sonradan filmin ilerleyen sahnelerinde filmi kurgulayan insanın "aslında gerilim diye ona denmez,bak aslında bunu da yapar gererim ;ama gerilecek bir şey yok,asıl ben seni gerçeklerle öyle bir gererim ki,gerilim nedir görürsün!" şeklinde ,biz filmi seyredenlerle alay ettiğini düşünüyorum.
Klasik bir hikayesi yok filmin,sonunu tahmin edebilen varsa bu işleri bırakır alnından öperim:)
Filmin ana hatlarıyla konusundan bahsedecek olursak, 3.bebeği karnında ölmüş ve onu 15 gün boyunca karnında taşımış olan anne kendini uzun süre toparlayamamıştır-hatta bir süre alkol tedavisi görmüştür- 10-11 yaşlarında bir oğlu ve 5 yaşlarında işitme engelli dünyalar tatlısı bir kızı olan bu aile, ailelerine bir yetimi de katarak kaybettikleri çocuklarının yerine koymak isterler. Bunun için başvurdukları yerde Rusya'dan evlat edinilen bir süre sonra evlat edinildiği ailenin bir yangında ölmesi ve tek başına kalmasıyla yine evlat edinme kampına geri dönen "Esther" i kendi ailelerine katmak için seçerler.
Esther'in ilk geldiği günden itibaren tuhaflıklar başlayacaktır, nedense babasına "fazlaca" düşkün bu kız çocuğu
ailenin geri kalanları için aynı duyguları pek beslememektedir.
Açıkçası 13 yaş üzeri seyredilmesi gereken bir film olduğunu düşünüyorum, pek filmlerle ilgili yaş tavsiyesi yaptığımı hatırlamıyorum şu ana kadar;ama bu sadece gerilim faktöründen dolayı değil, uygunsuz bazı sahnelerin de eklenmesinden dolayı..
Benden filmin gerilim başarısına 10 üzerinden 10! Sonunu başarıyla bağlamış olmaları;ama bııırt diye geçtikleri için kurguya da 10 üzerinden 9 veriyor, 9.5!
Bak sonradan demedi deme okuyucu, gerilip asabın bozulunca juve dememiştin böyle olacağını deme:)
J.
dedi
JuVeNiL
zaman:
10:30
Etiketler:
film,
gerilim,
JuVe Olay Yeri,
orphan
28 Ocak 2010 Perşembe
JuVe olay Yeri: "Ahmet Ümit"
Türk yazar var mı başka Ahmet Ümit gibi polisiye yazan bilmiyorum;ama çok zevkle okuduğum kitaplara sahip bir yazar kendisi..
Pek kitap okuma alışkanlığı olmayan Taksim'i çok seven bir arkadaşıma -öyle istiklal de bir aşağı bir yukarı yürümez,bütün ara sokaklarını bilir- Beyoğlu Rapsodi'sine başlamasını rica etmiştim..
Beyoğlu hakkında bilmediğim,tarihinin,o güzel yapıların,bildiğim bilmediğim bir sürü sokağının hikayesinin fon oluşturduğu kitapta,gerilim sizin yakanızı hiç bırakmıyor..
Başladı kitaba,bayıldı.. İlk okuduğum Ahmet Ümit kitabı değildir Beyoğlu Rapsodisi;ama beni en çok şaşırtan kitabıdır.Genelde sonunda "aaa diye" kaldığım nadir film ve kitap olur,artık okuya seyrede çözmüşüm sanırım;
ama bu kitap beni fena faka bastırmıştı..
Okuduğum kitaplar bana bir şeyleri yapma,araştırma isteği versin derim hep, yazarın okuduğum ilk kitabı "Patasana" bana hititlerden,arkeolojik çalışmaların nasıl olduğuna,ermeni sorunundan,doğudaki yaşam tarzına bir çok yönden bilgi verirken ,araştırma şevki de kattı.. Böyle katil'i aramanın süs olduğu, bunun yanı sıra size katil arattırma numarasıyla bir çok şey öğreten kitaplara bayılıyorum..
"Anlat İstanbul" u seyret mişmiydiniz? Bir çok küçük öykü vardı,suçla kucak kucağa.. "Şeytan Ayrıntıda Gizlidir" bir çok küçük hikayeden oluşuyor,suç ana unsur olmasın rağmen,her bir hikayede farklı bir duygu eşlik ediyor suça;aşk,hırs,ihanet.. Sonradan diziye uyarlandı;ama seyretmedim,bir yorum yapamam..
Şeytan Ayrıntıda Gizlidir,bir solukta okuyabileceğiniz, ister akşam yatmadan önce,ister okula, işe giderken pırt diye bitecek bir kitap..
"Aşk köpekliktir" 'de 9 tane hikaye var, suç olmazsa olmaz kitapta,aşk da kıyısından köşesinden ve en sonunda "aşk köpekliktir" hikayesinde tam da göbeğinden giriyor konuya..
En güzel hikayesi "aşk köpekliktir" adlı,kitaba da ismini veren diğer hikayelerden daha uzun olan hikayeydi bana göre..
Kavim, ilk satırlarından itibaren okuyucuyu kendisine bağlayan, mezheplerden,dinlere,süryanilikten nusayriliğe,tarihe bir çok konuda bilgi veren bir kitap.. Bazen etrafımızda neler oluyor,ne kadarına yetişebiliyorum, ne kadarını iyi bilebiliyorum, ne kadarını gözlemleyebiliyorum diye hayıflanıyorum kendi kendime.. Kitabın anlattıkları,girişi,gelişmesi,sonucu,bağlanması hepsi çok güzeldi.
Ve en son kitabı "Bab-ı Esrar". Kavim'den sonra arada denemeler yazdı Ahmet Ümit;ama onları okumadım.
Bana göre en güzel kitapları romanlarıydı,şimdiye kadar yukarıda kısaca bahsettiğim kitaplarından hangilerini tavsiye edersin JuVe diye sorarsanız, Patasana,Beyoğlu Rapsodisi,Kavim derim.
Diğerleri başarısız olduğundan değil,romanları çok daha başarılı olduğundan..
Bab-ı Esrar çıktığında çok sevindim,hemen koştum gittim aldım.. Bir kitabı elime aldığımda bana ne vereceğini bilmeliyim, siz komedi filmi diye gidip,gerilim filmi çıkarsa,gerilim filminden hoşlanıyor olsanız bile o moda girmediğiniz için filme canınız sıkılır..
Bab-ı Esrar'ı bitiremediğimi baştan söyliyeyim, değişik bir kurgusu var kitabın,bir yangın çıkıyor, sigorta uzmanı-araştırıcısı bir kadının çocukluğunun geçtiği konyaya geri dönmesi,bu sırada doğaüstü bir takım olayların olduğu, bu kurguya Mevlana ve Şems Tebrizi'nin de eklenmesiyle nereye varacağını 100 sayfa okumama rağmen anlamadığım bir kitap.
Az önce dedim ya,bir şeyleri araştırmaya yöneltsin diye kitap;ama araştırma kitabı yapılacakken üstüne doğa üstü bir şeyler ekleyip buyurun derseniz,ben de bunu beğenmem.Mevlana'nın, Şems Tebrizi'nin felsefesini anlatacağım diye bir şey vaat ederseniz ben de ona göre alır okurum kitabı,sırf bunla ilgili olur.
Hiç bir yere götürmedi bu kitap beni ve yarım bıraktım. Bu yazıyı yazarken de yorumlara baktım, neler düşünmüşler diye, hiç Mevlana hakkında fikir sahibi olmayanlar çok beğenmişler, Ahmet Ümit kitaplarını okuyanlarsa bir hayal kırıklığı olarak nitelendirmişler.. Hayal kırıklığı diyemem;çünkü ne beklediğime bağlı bu kitaptan,beklentilerimi karşılamadı ve bu hayatımda yarım bıraktığım ilk kitap..
Ahmet Ümit'in heyecan verici bir yazım dili var, bazı(yabancı) polisiye romanlarında olduğu gibi kan gövdeyi götürmüyor,sizi bir şeyler araştırmanız için yoruyor, Dan Brown için de aynısını söylemiştim, katil kim diye okursanız kitap biter,olay kapanır;ama biraz not alırsanız,merak uyandırırsa içinizde,okuyacağınız bir kitap size başka dünyaların kapısını açar..
J.
dedi
JuVeNiL
zaman:
21:09
Etiketler:
ahmet ümit,
gerilim,
kitap,
polisiye
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




