29 Aralık 2009 Salı

Allah salakları korur-2-

Sevgili blog okuyucuları,çok güzel yazılar yazacağım;ama sınavlar filan,stres doluyum,o yüzden birkaç yazıdır,öyle hava cıva şeyler yazıyorum,biraz idare edin.

Geçenlerde yazmıştım ya" Allah salakları korur" diye..Geveze baykuş çok gülmüş,ben de dün haberleri seyrederken "aa bak bu salaklığı da yapmıştım,dur bloga ek yapim" dedim içimden..

Şile fenerini bilir misiniz?dur yardımcı olayım ben bir resimle..


Daha önce yazımda da  bahsetmiştim,bodruma tatile gitmiştik aynı kız arkadaşımla beraber,doğa yürüyüşü içeren,isteyenin doğa yürüyüşlerine katılmadan etrafta takılabileceği gibi programlanan şile-ağva gezisine katıldık..
Ağva'yı filan gezdik,bir de o zamanlar "bir istanbul masalı" dizisinin dönemiydi,şile-ağva tur patlaması olmuştu..
İlk önce Ağva'da  gelin kayaları mıydı neydi,bir yerlerde yürüyüş yaptık, hiç bir dağcılık eğitimimiz filan yok,hatta üstümüzde kot filan var,"belli bir yeri yürümek zorundaymışız,otobüs orda bekleyecekmiş.." 
İple kendimi bir yere sabitleme durumu filan yok, öyle gidiyoruz, bir ara aşağıya bakmadan gidiyorum,ağaçların köklerine yapıştım tutunacak yer olmadığından öyle bir gidiş..
 Çok şükür, geldik otobüslerin bulunduğu yere..
Otobüsle Şileye gidiyoruz.. Daha önce Şile'ye çok gitmiştim,o yüzden ot ot oturmaktansa yürüyelim bari dedim, şu yukarıda gördüğünüz yerin sahil kısmına iniliyordu bir "yürüyüş yolundan",ben aynı yürüyüş yolundan yukarı çıkarız herhalde diye indim..
Meğer öyle değilmiş yukarı çıkış,aşağıdan yukarı fenere dimdik çıktık.. İşte salaklık,herkes gidiyo koyun gibi, sen ne gidiyosun? aşağıya bakıyorum , burdan aşağı düşsem parça parça olurum,hadi kendim çıktım,karınca gibi dizilmişiz,halat yok birşey yok,önümde çıkan düşse ,kendimi tutmam ne ifade edecek?

Dün sabah haberlerde,itfaiye erlerinin orda kurtarma çalışması yapmak için,dağcı eğitimi aldığını gördüm..
Sonra kendi kendime  "vah salak juvee,ah salak juveeee" dedim,başkası yapsa demediğini bırakmazsın, aferin sana dedim..
öyle dedim..

J.

23 Aralık 2009 Çarşamba

Bugün

Bugün evden çıkasım yok,
telefonu açasım yok.
Rakımız var ,içesim yok.
Acelem var koşasım yok... (Dörtlük Ferhan Şensoy'un Ferhangi Şeyler oyunundan alıntıdır.)

........
Bu 4lüklere ilaveten,
sınavım var,çalışasım yok.
filmlerim var,izleyesim yok,
spor yapasım var,enerjim yok,
meraktan ölmek var kitap nolcak diye,okuyacak zaman yok,
aslında işime gelen şeylere hem enerjim,hem zamanım,hem yapasım var..
itiraf edesim yok!

22 Aralık 2009 Salı

Allah Salakları korur:)


Geçen gün ders dinliyoruz, bilmem ne bakterisi miydi neydi şimdi aklımda değil, su kanalıyla arasında 50m. bile olsa sızıntı yapabiliyormuş,o yüzden yalıtım çok önemli dedi hoca.Arkadaşım da "Allah korusun ya" dedi..
Şimdi bu çok komedi geliyor bana:D Allah napsın,öğrenmişsin  böyle bir bakteri 50m.'de bile olsa sızıntı yapıyor, önlemini alırsın yalıtım olarak, belirli aralıklarla ölçümlerini düzenli yaparsın böylelikle korunmuş olursun,Allah napsın?Elalemin memleketinde yaptıkları lunaparklarda hızlı trenlerde bir aksaklık olmasın diye bile adamlar her gün tek tek vidaları kontrol ediyorlar,biz bir suyumuza sahip çıkamıyoruz..

Ama konu o değil.. Böyle realist düşünürüm;ama bazen de kendi başıma gelenlerle daha doğrusu sonradan düşünüp başıma gelmeyenlerle bir gücün salakları koruduğuna inanıyorum:)

En yakın arkadaşımla ilk defa ailemizden uzakta bir tatile gitmiştik,sene 2005.. İki kız, bodrum'da çok güzel bir yere gittik;indiğimizde cennete düştük filan dedik, otel küçük küçük bir sürü bodrum evinden oluşuyor ,çok büyük bir arazi içinde.. Biz bir evin alt katında kalıyoruz,üstümüz boş.. Oda olduğu gibi cam kaplı,birisi kırsa,içeri girse,bize kötü şeyler yapsa ancak o da belki sabaha haberleri olur..
Bir gece - zaten kaldığımız 3-4 gece birşeydi- rüzgar çıktı,ardından orman yangını çıkmış onu haberlerde gördük sonra , bir de elektrikler kesildi mi.. Biz otelin alt tarafındayız, üst kısmına gidemiyoruz korkudan,gece nasıl geçecek onu hiç bilmiyoruz.. Bir şekilde odaya geldik, sabaha kadar bekleyecek halimiz yok, yattık uyuduk.. Hiç gidip aklımıza bizi,üst katı dolu olan bir aparta yerleştirin demek aklımıza gelmedi..

Bir başka olay,tamamen kendi susaklığımdır.. İlk üniversitemi edirne'de okumuştum.. Edirneye gittim, hiç tanıdığım kimse yok,yeni yeni tanışıyoruz.. Herkes geziyor,geliyor,"meriç nehrine gittik,çok güzel,sen de git".. iyi .. Nerden bulucam kendi kendime nehri,nasıl bir yer bilmiyorum bir de, -bu yazıyı okuyan ve nehre gitmek isteyen genç kızlarımız,şimdi gitmeyin taşkın olmuş gene ;ama gönül rahatlığıyla kendi başınıza gidebilirsiniz-..
Tabii zaman geçtikçe edirneli arkadaşlar edindim;liseden de çıkmışım ya.. Arkadaş olunuyo hemen,lay lay loy loy... Dedim beni meriç'e götürür müsünüz,edirneye gideceğiz,2 erkek arkadaş geldi.. Ben de gittim.. Ne biliyosun seni nereye götürceklerini be çocuuum? Bak şimdi düşününce kalbim ağrıyo,annem okumaz inşallah yarabim amin.. Neyse ki tanıyabildiğim kadarıyla iyi kalpli insanlarmış ki,meriç'e götürdüler,bir çay içtik geldik..

İşte Allah böyle zamanlarda salakları koruyor, a benim susak çocuğum ne gidiyorsun tek başına meriç'e ,noooldu gördün meriç'i..
Yani benim mevhumuma göre korursa eğer;ancak böyle zamanlarda oluyo;ama aynı pozisyonda 2 kere şans vereceğini sanmıyorum..

J.

19 Aralık 2009 Cumartesi

2009..........2010:)





                                                                1 yıl daha geride kaldı..
Şimdi düşünüyorum bu sene neler yaptım,boşa mı geçti, daha iyi neler olabilirdi..
Blog yazmaya başladım,okulun bitmesine 6 ay kaldı -çok şükür-,ehliyet aldım,hoşça zamanlar geçirdim,
zor zamanlar da oldu.. Bu okul beni mutsuz ediyor oldukça;ama az kaldı sabır..
Bu ailemin çatısı altında geçireceğim son yılbaşı bir yandan..

Ben yeni yılın gelişini çok severim,her yer süslenir ya,bayılırım.Bu kadar sevmeme annem hiç bir özel zamanı sevmez-anneler günü dahil-.. Kapitalizmin bıdıları diye başlar,tamam kapitalizmin bıdıları;ama seviyorum işte süslü ağaçları,ışıkları..
Hiç öyle ağaç süslemesi filan yapmadık evde,kendi evim olunca boyum kadar ağaç süslicem,kapıya da geyik koycam diyorum,naparsan yap diyo:)

işte böyle bir ağaç:)

2010'dan neler beliyorum?
*sağlık... gerçekten her şeyin başı sağlık..
*mutluluk
*diploma
*iş

çok mu kişisel oldu her şey? daha da kişisel bir şey tüm sevdiklerimizin yanımızda olduğu o özel gün:)

başka şeylerde bekliyorum,
artık şehit haberi duymak istemiyorum,
ülkemin kaos ortamı içinde olmasını istemiyorum..

Yeni bir yıl,hep yeni bir sayfadır.. İstesek de istemesek de,sevseniz de yeni yılı sevmeseniz de içinizde bir yer bir şeylere başlamak,bir şeyleri bitirmek için "yeni yıl" ı bekler..

Umarım hepimizin yeni yıl dilekleri olur.

Bol bol gezebileceğimiz,kahkahalar atıp dostlarımızla güzel zamanlar geçireceğimiz,güzel kitaplar okuyup,güzel filmler,oyunlar seyredeceğimiz , 2009 u aratmayacak ,mutlu günlerle dolduracağımız bir yıl olur 2010.

J.
Resim kaynak,bu,bi de bu.





18 Aralık 2009 Cuma

JuVe Olay Yeri: " Benim Adım Orman"



Albümün çıktığını duyduğumda çok heyecanlanmıştım,hemen burda yazmıştım. Çarşamba günü okula giderken altunizade D&R'ye uğrayıp alacaktım;ama okula geç kalacağım için gidememiştim.
Eminönü,Sultanahmet,Beyazıt civarında bir yerden alırım dedim.Biliyor musun blog, o çevrede üniversite olmasını geçtim, turistlerin akınına uğradığı halde bir tane albüm satan yer yok.
Esnafa sorduğumda aval aval suratıma baktılar.
Neyse,akşam oldu,inadım inat,gittim capitol'e aldım albümü,cd player bozuldu,neyseeee dedim eve geldim.. Çıkardım kartoneti,başladım dinlemeye.
Kendimde şu hissiyatlar vardı ilk dinlediğimde, tasvir edin kafanızda, bir öğretmen edası,elimde cetvel,
"dur bakalım 5 senedir bekliyorum ,naptın? "
Baştan sona  dinledim..Bitti.. Bu mu dedim..Bunu mu bekledim..

Sonra elimde kartonet,durdum bir süre.. Resimler çok güzeldi,Şebnem Ferah'ı ilk defa ince topuklu ayakkabılarla gördüm.Büyük bir fark,yukarıda gördüğünüz tarzda kalın platform çizmelerini giyer hep.
Değişim değildi,bir süreçti..

Çok yorgundum,ışıkları kapattım,beni vuran ve eminim en yakın zamanda hepinizin beğeneceği özellikle istiklal caddesinde olanların mecburen ezberleceği "istiklal caddesi kadar" ı dinledim,5-6 defa üstüste dinledim.. Diğer şarkılarını dinledim..

Artık kısa cümleler kuracağını söylemişti,evet ,cümleleri kısa, benzetmeleri daha hafif, müzikalitesi sözlerin bir basamak hatta bir kaç basamak üstüne çıkmıştı..

Bir ressamın kış'la ilgili resmini beğendiğinizde, hep kış resmi çizmesini beklemek gibi bir şey Şebnm Ferah'tan beklediğim,bu sonuca vardım..
Aradan uzun bir süre geçti,hepimiz hayat yolculuğumuza devam ettik,tıpkı onun da yaptığı gibi..
Ben geçen 5 senede yaşadıklarımı düşündüm,5 sene önce başka şeyleri daha başka anlatırken,şu anda başka başka anlatırım,bazısını daha sert,bazısını daha yumuşak.
Bazı konularda daha anlayışlıyım,bazı konularda daha sertim..
Albüm dinlediğimde baştan sona bir hikayenin bütününü dinliyor gibi hissettim, "merhaba" ile bir giriş var ve en son şarkısı "uçurtmalar" da "ben en güzel şarkımı henüz yazmadım" diyerek bir virgül koyuyor.

Can Kırıklarında "Hoşçakal" demişti, belki bu geride bırakmak istediği onu sertleştiren bir çok şeye vedaydı,
şimdi bize "merhaba" diyip yaptığı yolculuğu anlatan bir albüm yaptı..

Aaa bi de neden "benim adım orman" diyorsanız, bu blogumuzun temasına benziyor, anlattıklarında kenar süsü orman temasını görüyoruz.. Olmuş mu derseniz,bazen çok kasılmış gibi hissettim.

İyi ya da bu albümde olduğu gibi kötü yorumların fazlalığından ,kendi yorumumu kendim yapabilmek için koştura koştura gidip ilk gün albüm alma telaşım,özenerek beklediğim,özenildiğine inandığım emeğe saygıdan,bu beklediğim bir film için de ,kitap için de aynı..

Bu sene 4.5 sene beklediğim ve aldığım 2.albümdü Şebnem Ferah'ın albümü,diğeri Manga'nın Şehr-i Hüzün'üydü,Şehr-i hüzün' de kartoneti,resimleri,müzikleri,sözleri dinledim ve kendim başarmış gibi sevindim,
elmayla armutu karşılaştırmıyorum,işin mutfak kısmını bilmiyorum;tek diyeceğim albümü orijinal alanlar için kartonette çok önemlidir;çünkü cd öyle durur o an çalacak bir şeyiniz yoksa etrafta,size albümle ilgili ilk bilgiyi veren kartonettir,google'da tarayıp bulabileceğimden farklı bir tema,profesyonellik beklerdim,nacizane fikrim bu..

Herkes Şebnem Ferah'ın anlattıklarıyla kendi yolculuğuna çıkacak bence,tüm negatifliklere kulağınızı kapayın,önyargılarınızdan da arının,alın,dinleyin.

J.

Resim kaynak

17 Aralık 2009 Perşembe

Enerji meselesi..



Sorumsuz insanlara dayanamıyorum biliyor musun blog,bu sorumsuzluk meselesine dayanamadığım için bir takım olaylar oldu bugün;canımı sıkmaya değmez şeyler;hatta canımı sıkan böyle şeylerin gündemime girmesi öyle diyim..

Az önce Nilo aradı.. Dedim "iyi ki aradın,enerjisi yüksek insanlarla beraber olmak ne iyi geliyor ,içim açıldı..ooohh"..

Enerji konusunun bir başka türlüsü,
eğer büyü filan varsa bu dünyada,biri bana "elektronik aletlerden yüzü gülmesin bu juvenin büyüsü" yapmış..
Bir insanın yeni aldığı cep telefonu,ardından bir sonraki cep telefonu,evine gelen laptop (bu laptop 6 kere tamire gitti) ,sonra bilgisayarsız kalmasın diye hiç bir problemi olmayan bilgisayar getirilip de bozulur mu?
dün şebnem ferah'ın albümünü alcam diye yanıma aldığım cd player bile bozuldu!
Dedim yok kesin ben de bir elektronik aletleri bozan bir enerji söz konusu.. Enerjim onlara iyi gelmiyor..

Duracell J.

"Nart'ta bir akşamüstü kadar.."

"Not: Bu bir Şebnem Ferah albüm incelemesi değildir,bir sonraki yazı bunla ilgili olacak.."

Dün büyük bir azimle Benim Adım Orman'ı aradım,taradım;arayıp taradığım yerler yanlış olduğu için akşama doğru kavuştuk..

Neden orijinal albüm için kasıyosun diyenlerden,ilk gün almaya ne gerek vara kadar olan soruları es geçiyorum.. (söz ilugamdan dışarı)

Albümle ilgili ilk izlenimlerimi de geçiyorum..

Dinlerken albümü baştan "istiklal caddesi kadar" isimli şarkıda kaldım,albümün 4 nolu parçası.

alnimdan akan ter
sana hic degmedi
gozumden damlayan yas
denizi bulmadi

bir sokak gordum ruyalarimda gecelerce
hic sana cikmadi
sadece yarim saat tutustuk elele
o saat durmadi



anlari birer birer
topladim sakladim
tarihin ortasinda
gelecek aradim

hucreme girdin dokundun hucrelerime
buluttum damladim
cumleler kacti dagildi dort bir tarafa
sadece noktayim

dusunuyorum
ne kadar sevmis olabilirim
dusunuyorum
sen ben gece ve bir yol
baska bir sey
yok elimde hafizamda
dusunuyorum
ne kadar yer etmis olabilir?

istiklal caddesi kadar
istiklal caddesi kadar..



sözler de bu..

Bundan 4.5-5 sene evvel,sevgilimle yeni tanışmıştık,ben kısa bir süre sonra kaçmıştım..

Sonra kendi başıma kaldım öyle.. Bekledim gelir diye,gelmedi.
Bazı anlar olur,şu an fotoğraflanıp beynimde kalsa diye,öyle bir "an" kadar kalmıştı aklımda..
Sözlerde olduğu gibi düşünmüştüm,ne kadar diye,
cevabı,bir haziran ayının ılıman bir gününde geçirilmiş "Nart'ta bir akşamüstü kadar".. benim için.. 


sonra ne mi oldu?..

Ben öyle duranlardan* değilim,aradım.. o oldu:)

Romantik J.
Related Posts with Thumbnails