köpekler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
köpekler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Ağustos 2010 Çarşamba

Dişi Psikolojisi


Hani yüzyıllardır sorulur ya "kadınlar ne ister diye",bir türlü kadınların psikolojisini anlayamamaktan dert yakınır erkekler,hindi gibi düşünüp dururlar ya da düşünüp duruyormuş gibi yaparlar.
Heh! Cevabı akşam dinledim,en azından bence cevap o. Akşam Cesar Millan'ı seyrediyordum,"köpeklere fısıldayan adam" ı, köpeklerini eğitmek için yol gösterdiği çiftin erkeğine kendi sürünü,aileni,eşini yönetirken -adam futbol koçuydu- erkeklere koçluk eder gibi mi ediyorsun yoksa dişiye hitap eder gibi mi diye sordu, kadın "tamamen erkeklere hitap eder gibi" dedi.

Cesar konuya açıklık getirdi  "şimdiye kadar aldığım eğitimler,deneyimler sonucunda benim anlayabildiğim kadarıyla dişi psikolojisi şu şekilde işliyor; ne istediğin değil nasıl söylediğin önemli!"

İşte bu kadar beyler..


J.

9 Ağustos 2010 Pazartesi

"Dostlarımız için"


Tuna Arman'dan Oturma Eylemi!




1 ay kadar önce görmüştüm,görmeye dayanamamıştım, hamile bir köpek vahşice öldürülmüştü. Şurdan haberin ayrıntılarına ulaşabilirsiniz.
Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki, video da göreceğiniz üzere hayvanlara tecavüz eden, çocuk pornosundan hoşlanan "insan" sıfatlı canlılarla biraradayız.
Yaptıkları suçun cezası yok, "hayvanlar" "nesne" sayılıyormuş hukuken ve kabahatmiş sadece yapılanlar.
Sanatçı Tuna Arman 15 Ağustos-4 Ekim arası, olanlara dur demek için, kabahatin suç sayılması için her gün 3 saat Taksim'de olanları anlatacak, ne yapabilirsem ben de bir şeyler yapmaya çalışacağım.
Siz de "dur" deyin,paylaşın,görmezden gelmek yerine harekete geçin!
Unutmayın, bütün seri katiller,büyük suçlular , yapabileceklerini önce gücü yetebilecekleri hayvanlara ve küçük çocuklara uygularlar,sonra sıra size gelir.


Bu vahşete "Hayır!" demek için "dostlarımız için" internet sitesin girip kendinizden başlayarak,imza kampanyasına katılınız,formu çoğaltınız,etrafınızdakilerden de imza toplayınız!


J.

29 Haziran 2010 Salı

Pitbul meselesi..

Türkiye'de pitbul beslenmesi yasaklandı, hatta şu anda besleyenler karantina için ayrılan özel birimlere haber verip köpeklerini teslim etmek zorunda. Köpeklerini bu birimlere teslim etmeyenler ise yaklaşık 3000 lira civarında para cezasına çarptırılacaklar..

Peki çözüm bu mu olmalı? Pitbulların çenesi bilmem kaç ton basıyormuş.. Golden retriverların çenesi bir kaç ton daha az basıyor diye, aynı zararı veremeyeceğin imi düşünüyorsunuz?
Ya da yetiştiriliş tarzına göre daha da fazla saldırgan olmayacağını mı?

Daha önce  bahsetmiştim, her salı National geo tv'de en saldırgan köpekleri rehabilite etmek için Daddy isimli Pitbul cinsi köpeğiyle davranış uzmanı Cesar Millan'ın nasıl başarılı olduğunu görüyorum.
Köpeğin doğasında bir lidere ihtiyacı var, bu lider de köpeğin sahibi, siz onu nasıl eğitirseniz o köpek o enerjiyle saldırgan da olabilir ,dünyanın en iyi eğitimli sevecen köpeği de..

Pitbul'dan sonra sıra neye gelecek, bana göre sevimli, çoğu kişiye göre korkunç suratlı boxerlara, sonra danualara, dobermanlara mı?

Köpek dövüşlerini engellemek, sokak köpeklerini rehabilite edecek duruma gelmek, köpeklerini kötü emellerine alet edenleri cezalandırmak yerine, pitbulları toplayalım.. Olur!

Ama bu sözler boşa, daha çocuklarına sahip çıkamayan bir milletten, köpekler için daha iyi şartlar sunmasını beklemek oldukça saçma..

Pitbullar kötü değil, insanlar kötü,bunu unutmayın..

J.

28 Nisan 2010 Çarşamba

"Dog whisperer"

Bu seri yeni başladı bildiğim kadarıyla;ama en azından 1-1.5 aydır reklamlarını görüyorum,bir türlü fırsat bulup seyredememiştim.
Köpeği olanlar,köpek sevenler bence bu köpek terbiyecisi adama bayılacaklar.

Cesar Millan, en çirkef,en problemli,en asosyal,en yaramaz köpekleri bir şekilde -tabii ki sabır göstererek- terbiye ediyor ve onlara patronun kim olduğunu  gösteriyor. 


Köpek terbiyesi çok zor bir iştir, çişini öğretmek, lafınızı dinletmek, birlikte yürüyüş yaparken sizi çekmeden yanınızda uyumlu bir şekilde yürümesini sağlamak,etrafa dalaşmamasını anlatmak çok zordur. 


Cesar Millan -dog whisperer- sadece bu tarz problemleri olan köpeklerle çalışmıyor, 2 senedir çiftliklerinde yaşayan,hatta  bebeklerine baktıkları köpeğin hırçınlığından bir defa bile ellerini sürememiş olan sahiplere, ön patileri olmadığı için yürürken göğsü acımasın diye yaptığı aleti kullanmayı reddeden sahiplere, şımarık köpek sahiplerine ya da hani şu sesi kendinden büyük laf dinlemeyen huysuz küçük köpek sahiplerine.. Hepsine yardım ediyor, hatta hiç görmediğim bir tip olan bıkmış,yorulmuş bir köpeği, sallanan kuyruklu,mutlu dans eden bir köpek haline getirdi.. Mucize gibi!
Efendim yukarıda gördüğünüz yakışıklı pitbull'da kendisine ait, böyle huysuz,asosyal köpeklere yardımcı olması için yanında götürüyor..Evet,yanlış duymadınız, bir pitbull'u huysuz köpeklere yardımcı olması için götürüyor, pitbullar savaşçı,kötü köpekler değildir, bir köpeği nasıl yetiştirirseniz o olur, aynı bir çocuğun yetiştiriş tarzınıza göre şekil alması gibi...
Öyle ki köpeklere fısıldayan adam , bazen yardım amacıyla çocuklarını da dahil ediyor işe, buna en çok "köpek filan yok! köpekleri kedileri elleme!" anne-babalarının görmesini isterim.. 
Şunu da söylemeliyim, bir köpeğin bir çocuk için, tabii ki bir büyük için de arkadaşlığı çok başkadır, bunu ancak ona sahip olan anlayabilir. 


Efendim, uzun lafın kısası dog whisperer- national geo.tv'de salı günleri saat 21:00'da, bu da internet sitesi..
İyi seyirler.. 


J.

14 Aralık 2009 Pazartesi

Apartman insanları..



Aslında başlık daha çok "site insanları" şeklinde olmalıydı, bundan önce de apartmanda oturuyordum;ama herkes birbirini tanırdı, yılbaşı,bayram,seyran,akşam çayı,yaptığımızdan bir kuple akşam yemeği her şey paylaşılırdı, hatta annemin babaannesinin apartmanında kapılar açıktı, bütün komşular içeri girerlerdi..
Site yaşamında 16-17.senem, apartmanda kaç kişiyi tanıyorsunuz sorusuna, "çok az " diye cevap verebilirim;
fakat en üst katta oturuyor olduğumdan dolayı,önümüzde bulunan apartmanın bütün fertlerini yüzyüze olmasak da tanıyabiliyorum ve hepsinin kendi takma adları var bizim ailede..

Mesela en alt katta "hamster" kız oturuyor..



Sabahtan akşama kadar koşu bandının üstünde, hani belli bir spor saati yok,ayağında minicik bir şort(vücut ısınır da bu kadar ısınmaz:)) ,hamsterların bilinçsizce tekerleklerinde oynaması gibi koşuyor..
Hamster gene koşuyor diyince,bizim evde -daha çok annemle benim aramda- "aa hadi ya ,40 kg ooolduuu 40 halaa koşsun,zaafiyet geçirceeek" konuşmaları oluyor..

Bir üst katta poker teyze ve amca var.. 65 yaş dolaylarında bu teyzemle amcam, bütün gün,yaz kış, yarı kapalı balkonlarında kağıt oynuyorlar.. Bir de çiçeklerini umarsızca sulayıp,aşağıdakilerle kavga diyorlar;çünkü o suların hepsi aşağıda yeni yıkanmış çamaşırların üstüne akıyor, şu umursamaz insanı çatlatan yaşlı teyzeler var ya ,heh! aynı o.. Aşağıda kadın çıldırırken,onun hiiiiç umru değil.. Sulamaya devam..

ama en ilgi çeken kısmı,birbirlerinden bıkmadan her gün her saat kağıt oynamaları..

Bir üst katta olan komşuyu tanıyorum;çünkü dünya tatlısı evet evet dünya tatlısı bir "dobermanı" var.
Önceleri iguanası vardı,o iguanadan çok çektğini biliyorum,özel yeri filan vardı balkonda..Sonra öğrendiğime göre meğersem o iguanalar çiftmiş,birine birşey olmuş -tam hatırlayamıyorum- öbürü de üzülmüş mü nolmuş vermiş..

şimdi "ares" var.. Minicikti geldiğinde,eğitime filan gitti bildiğim kadarıyla.. 
O kadar akıllı ki anlatamam.. 
böyle korkunç durduklarına bakmayın ve lütfen hayvanlarla ilgili hurafelere inanmayın.. 
O çok korktuğunuz pitbullar bile siz düzgün yetiştirirseniz bir golden kadar sakin olur;
ama öyle yetiştirmezseniz bir golden bir pitbull dan çok daha saldırgan olur ..

ve en üst kat.. 
Aslında çok tanımıyorum onları,dikkatimi sadece geçen sene bu zamanlar bir golden aldıklarından beri çekiyorlar;çünkü köpek eziyet çekiyor.. 
Bütün yaz,bütün kış hayvan balkonda tıkılı kaldı,hatta akşam geç saatlerde geldiler,yemeği filan aksadı,3metrekare bir yerde tıkılı olunca o da uluyup durdu.. Kendilerine kibarca not yazmamıza rağmen çok birşey değişmedi.. 
O yüzden onları pek sevmiyorum.. 




Kendi apartmanımı da anlatırım bir gün;ama bu benim "bbg" şekli site hayatı izlenimlerim..
Sonra başka taraflarını da anlatırım..
Sizinkilerde sıra efendim ,buyrun,söz sizde..

J.

7 Kasım 2009 Cumartesi

İz Bırakanlar unutulmaz....

Ha bu çilli beni mimlemişti geçenlerde;ama gerek derslerim gerek hasta olmamdan ötürü kendisine cevap verememiştim..
Aslında bu mim olayı bazen keyifli bazen zorlama geliyor;fakat bu konu çok hoşuma gitti..
Mim konusu şu, hayatımızda iz bırakan kokular..

Size olur mu bilmem;ama bana çok olur, çok çoook uzun zamanlar önce tanıdığım bir koku beni o ana, o yaşadığım zamana götürür, kendi çapında bir zaman tüneli oluşturur beynim böylelikle..

İşte bana bu güzellikleri yaşatabilen kokular:)

*deniz kokusu.....

huzurun,tatilin,yaşamın
güzel kokusudur bana göre....

*Temiz ev ve temiz çarşaf kokusu..

      
Çilli de demiş ya her evin kendisine "has" bir kokusu var diye..
Tüm tanıdıklarımın evlerinin kokusu ayırt ederim..
İçlerinde çoğu huzur vericidir,
bazıları antik kokar,
bazısı temizlik,
bazısı da maalesef havasız..
İnsanın kendi evinn kokusu gibi yok derler ya..
Hakkaten öyle,
özellikle annemin içerde sigara içmediği zamanlarda..

*otoklav kokusu...



Ha bu gördüğünüz şey otoklav,
laboratuvarlarda lab.eşyalarının ve hazırlanan besiyerlerlerinin,solüsyonların,
kullanılmış malzemelerin sterilizasyonunda kullanılır..
Nasıl kokar bililiyor musunuz?
Hiç koklamak istemezsiniz..
İğrenç...

*Köpek kokusu..



Köpüşleri ne kadar sevdiğimi biliyorsunuzdur;
onların bir kokusu var,
çoğu kimse sevmez;
ama o kendilerine has kokusu
bana huzur veriyor..
Bir de yeni doğmuşken şüüt kokuuyoolayy şüüütt:)
Sonra,  mama :D

*Yanmış kibrit kokusu ve mum kokusu....


Sigarayı hiç sevmem,
hayatımda hiç denemedim,
denemeyi de düşünmüyorum;
ama
yanmış kibrit kokusuna bayılıyorum..
Bu sanıyorum çocukluğumda
yakılan sobaları hatırlattığı için
bana mutluluk veren bir koku..


Bir de mum kokusu var,
şu kanserojen;
ama
çok güzel kokan,
şu dondurma gibi
çilekli,armutlu,vanilyalı
çeşitleri bulunanlar değil..
Bildiğiniz basit,
elektrik kesildi mi yaktığımız uzun beyaz mumların kokusu..
Seviyorum nedense..

 *Noa' nın kokusu...
                                             
En yakın arkadaşım,
lisedeyken uzunca bir süre bu parfümü kullanmıştı..
Ne zaman bu parfümü duysam,
o zaman mezun olmak için can attığım -ergenlik işte-
şimdi hasretle andığım canım lise günleri gelir aklıma ..

*Ruj başta olmak üzere tüm kozmetik kokuları..


bu iz bırakan bir şey değil..
bu benim bağımlılığım:)
ne zaman bir ruj görsem,
bir allık,
bir far..
açar koklarım:)
seviyorum napim...
*En sevdiklerimin "ten" kokusu..
Annemin sigarayla karışık bir kokusu var, o kitaplarının başından kalkmış,artık yemek yapmaktan,temizlikten usanmış,bilgeliği üstünde,beyaz tüylü mavi gözlü kedi haliyle kokusu var.. Güven veren..
Abimin kokusu var, özelikle seferden geldiğinde üzerinde biraz gemi,biraz deniz,biraz yol kokusu.. Ve geçmez o koku onun üzerinden..
Babamın kokusu var.. Geçmiş yılların üzerinde bıraktığı bir koku..
Sevgilimin kokusu.. Sevginin kokusu,güvenin kokusu,kokladığımda yüzümü gülümseten koku..

İşte böyle..
Şimdi mimlemem gerekiyor.. Mim'den hoşlanmayan;ama yazınca hoşuna gideceğini bildiğim minik Deniz'in sümüklü annesi "nilo", son yazısıyla içime bıçak saplayan "geveze baykuş",taşınmaktan başını kaldırabilirse, uyuzluğu ve cadılığı üzerinde değilse "uyuz cadı"  bu mim'e cevap yazsınlar...

J.Leno:)


3 Ağustos 2009 Pazartesi

Sıcaklar ve küçük dostlar




Sıcaklara zor dayanıyoruz,düşünün ki susuzluğa dayanamayıp kaç kere her işinizi bırakıp su satan bir dükkan aradığınızı...
Bu küçüklere biz su vermezsek maalesef içecek suları yok.. Dikkat ederseniz yazın çok bitkin oluyorlar,zayıflıyorlar..
Blogumu okuyanlardan ricam çok küçük, lütfen,lütfen... Küçük şişelerin diplerini kesip ara sokaklara koyun... Bunu onlara bir yerde borçlu değil miyiz? Biziz onların yaşam yerlerini ellerinden alan,sulak alanları kurutan... Çok sevin,besleyin, demiyorum... Tek istediğim yazın bunaltı veren sıcağında onlara bir yudum su vermeniz...

1 Temmuz 2009 Çarşamba

Mini mini goldiler:)


Ben köpekleri çok severim özellikle golden retriever cinsi olanları.. Sabah elime ulaşan bilgiye göre 2 tane güzeller güzeli dişi goldi 200 lira karşılığında ilk aşılarını olmuş bir şekilde sahiplenmeyi bekliyorlar..Mutlu yaşayacakları sahip adayıysanız ya da bu adayı tanıyorsanız lütfen iletişime geçelim..
Bu konuyu açmışken şunu dile getirmek isterim, köpek almak, kedi almak kısacası bir hayvan edinmek aynı bir çocuk edinmek gibi.. Onun da ihtiyaçları var, onun da sosyal yaşamı var, tatile gittiğinizde ya da sıkıldığınızda atacağınız,vereceğiniz bir eşya değiller..Lütfen bir hayvan almadan önce enine boyuna düşünün; çünkü o size bağlanacak, sizi sahip bilecek,size muhtaç olacak.. Geçici hevesler uğruna , dur bir deneyeyim olmazsa "amaaaan nolcak veririz" diye düşünerek bir hayvan almayın..
Related Posts with Thumbnails